Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2012 Perşembe

Bayram için beslenme önerileri

Ramazan ayında hafif yiyecekler ve oruçla birlikte detoksa giren vücudunuzun bayramla beraber düzeni değişiyor.
Dr. Ayhan Tokgöz
Ramazan ayında oruç düzenine alışmış sindirim sistemi, bayramın ilk günlerinde eski düzenine kavuşmakta güçlük çekiyor. Bir ay boyunca iki öğün beslenen kişilerde bayramın gelmesiyle daha çok yemek yeme eğilimi görülüyor. Ayrıca ramazan ayı boyunca sürdürülen beslenme düzeni, metabolizma hızının yavaşlamasına yol açıyor.  Ardından vücudun normal düzene dönmesi hızlı bir şekilde kilo alınmasına sebep oluyor. Ramazan ayından sonra sindirim sistemini zorlamamak ve metabolizma hızını artırmak için günde üç ana öğün, iki ara öğün yenmesi gerekiyor. Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmasını öneriliyor. Ara öğünlerde az miktarda meyve veya ceviz gibi kuruyemişler yenmeli. Bol su, bol ayran, yeşil çay ve bitki çayı gibi sıvılar tüketilmeli. Bol sıvı alımı vücudunun sıvı dengesini bulmasında yardımcıdır ve açlık duygusuna engel olur.
Yemek seçerken kızartma gibi yüksek kalorili yemekler yerine haşlama, buğulama olarak yapılmış yemekler tercih edilmesini öneriliyor. Bir öğün hamur işi yendiyse bir sonraki öğünün mutlaka sebze ağırlıklı tencere yemeği olması gerekiyor.
Bayram ziyaretlerine dikkat
Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramların genellikle karbonhidrat ve şeker içeren hamurlu yiyecekler ve tatlılardır. Hamur işleri, en kolay kilo aldıran yiyeceklerdir. İkram edilen yiyecekleri geri çevirmek istemiyorsanız, tabağınızdaki tüm porsiyonu bitirmeyin. Tercih şansınız varsa sütlü tatlıları tercih edin.Unutmamak gerekir ki şeker, insan sindirim sistemi için bir çeşit zehirdir. İnsanoglu, yaklaşık dört milyon yıllık geçmişinde, son yüzelli yıl hariç, saf şeker(beyaz şeker) ve beyaz un yememiştir. Sindirim sisteminize giren beyaz şeker ve beyaz un tüm metabolizmamızı etkilemekte, pankreas ve karaciğerimizi yormakta ve şeker hastalığına yakalanma riskimizi artırmaktadır. Ayrıca ziyaretinizi kısa tutmak için size ikram edilenleri hızlı bir şekilde bitirmeye çalışmayın. Ne kadar yavaş yerseniz, tokluk duygusunu o kadar fazla hisseder, o kadar da az yersiniz. Ziyarete arabayla gidiyorsanız olabildiğince uzağa park edip yürüyebilirsiniz. Asansörle çıkmak yerine üst katlara merdiven ile çıkmayı tercih edin.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Crush sendromu ve tedavisi

Crush sendromu vücudun kısmi veya tamamen ezilmesi ve baskıya maruz kalması sonucunda oluşan ödem, şok, böbrek yetmezliği, kalp ve solunum yetmezliği gibi sonuçlara crush sendromu denir.

Nedenler

İş ve trafik kazalarındaki darbeler çığ düşmesi ile kar kitlesinin altıda kalmak crush sendromuna yol açsada en büyük neden deprem sebebiyle göçük altında kalmak en sık ve yaygın olan sebeptir.Deprem sonrası komplikasyonlar içinde olan crush sendromu ilk olarak 1909 yılındaki Messina depremi'nde görülmüştür.Messina depreminden sağ kalan kişiler halsizlik ve ödem gibi belirtiler ile öldükleri izlenmiştir.

Semptomlar

Crush sendromu olan kişilerde kahverengi idrar, ödem, halsizlik, aritmi ve düşük tansiyon en fazla oluşan semptomlardır.Göçük altından kişi başta sağlıklı gözükebilir.Bir süre sonra kan basıncında düşme,solunum yetmezliği ve ölüme sebep olabilir.

Tedavi

Crush sendromunda ilk başvurulan yöntem kandaki sıvı oranını arttırmaktır(saatte 1 litre hızla).Potasyum değerinin düşürülmesi ve fasiotomi yaygın bir tedavi yöntemidir.Diyaliz ise diğerlerine göre daha az yaygın bir tedavidir

17 Temmuz 2012 Salı

Ramazan Ayı İçin Sağlık Önerileri

Ramazan Ayı İçin Sağlık ÖnerileriTelefona Acıbadem Sağlık Grubundan hergün sağolsunlar sağlıklı yaşam önerileri geliyor :D. Ne ara yaptım bu olayı bilmiyorum ama ücretsiz heralde, anormal bi şekilde bi param gitmedi henüz.. Bende düşündüm eğer bunları paylaşırsam sitede küçük küçük iyi hit gelir hemde inanların sağlığına katkıda bulunuruz belki :). Sağlık kategorisinin ilk yazısı hayırlı olsun efendim…

İlk 20 Dakika !

Oruçken oluşan açlık iftarla birlikte hızlı besin tüketimine sebep olabilir. Unutmayın ki beynimizdeki doyma merkezi yemeğe başladıktan 20dk  sonra uyarılır. Bu yüzden  yemeklerinizi yavaş, iyi çiğneyerek ve öğün sırasında küçük aralar vererek  yiyiniz.

En Önemlisi Sıvı Tüketimi !

Sahur ve iftarda düzenli sıvı alınmalıdır. İftardan sahura kadar olan zamanda aralıklarla su tüketilmedilir. Mide ve sindirim sistemini rahatlatacak bitki ve meyve çayları, meyvenin kendi şekeri ile yapılmış komposto, ayran gibi içecekler içilmelidir.

Oruç Ve Kilo !

Oruç tutarken gün içerisinde ihtiyacınız olan enerjiyi yeterli ve dengeli bir şekilde öğünlerinize (Sahur – İftar – Ara Öğün gibi) paylaştırdığınızda kilo almassınız. Hatta kilo fazlalığınız varsa bu süreci kilo vererek de tamamlayabilirsiniz.

12 Temmuz 2012 Perşembe

Nefesinizden grip olup olmadığınız anlaşılacak

Gribin iki şeridi dakikalar içinde verilen nefes içinde bir nano-tel biyoalgılayıcı1 kullanılarak teşhis edilebiliyor. Bu keşfi yapan kişiler, grip teşhisinde devrim yaratmayı ve bir salgın hastalık durumunda hastalığın patlama yapmasını önlemeyi umuyor.
Yıllık grip salgınları iki temel şeritle karakterize oluyor ve her yıl 5 milyon şiddetli vakaya ve 500 bine kadar ölüme yol açıyor. Tipik insan mevsimsel grip virüsü A, H3N2 veya H1N1 (domuz gribi olarak da bilinen virüs) şeklinde belirtiliyor. Bu hastalığın kişiden kişiye geçmesinin kolaylığı düşünüldüğünde, hızlı ve güvenilir bir teşhis testinin var olması doktorlara kuşkusuz fayda sağlayacak.
Şu anda, teşhis için altın standart, nicel gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu tekniğini uygulayarak solunum sıvılarından RNA'yı ayıklamak ve çoğaltmak şeklinde. Bu testin tamamlanması için birçok saate ihtiyaç var ve test mükemmel değil, enfeksiyona yol açmayan RNA'yı da tespit ediyor ve düşük viral miktarlarından ve örnekleme sorunlarından dolayı yanlış negatif sonuçlar oluşabiliyor.
Maosheng Yao ve Peking Üniversitesi ile Çin'in Pekin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ndeki arkadaşları alternatif bir test oluşturdu, bu test klinik bir amaç için uygun. Burada, virüsten proteinleri tutuklamak için influenza A antikorları ile fonksiyonlaştırılmış silisyum nano-tellerden oluşan bir ızgara sistemi kullanılıyor. Nano-teller üzerinde tutuklanmış proteinler cihazın elektriksel iletkenliğini virus derişimine bağlı olarak değiştiriyor. Yao, “Algılama sistemi hazır olduğu zaman, bütün tespit süresi 2 dakika civarında olacak” diyor.
Araştırma grubu, daha öncesinde de sürekli hava örneklemesi kullanarak havadaki grip virüslerini gerçek zamanlı olarak tespit etmek için benzer bir cihaz2 kullanmıştı, ancak yeni sistemleri dışarıya verilen nefes ile çalışıyor. Hastalar, soğutulmuş bir toplama cihazı içine üflüyor, sıvı 100 kat seyreltiliyor ve algılayıcıya uygulanmadan önce diğer nefes bileşenlerinden ayıklanıyor. Algılayıcı mikrolitrede 29 virüs kadar büyük bir hassasiyete erişmiş durumda.
Test edilen deneklerin %90'ı için kesin pozitif veya negatif teşhisler verildi. Ancak, testin evrensel olmadığı iddia ediliyor; Avustralya'daki Syndey Tıp Okulu Üniversitesi'nden Euan Tovey'e göre (kendisi nefesteki insan kaynaklı virüsler üzerine çalışmaktadır), “Bir kliniğe gelen nüfus içindeki kişilerin hangisinin enfekte olduğunu bulmak istiyorsanız bu yöntemler çok iyi gözükmeyecektir, ancak elinizde çok sayıda algılayıcı olması gerekir. Ancak, elinizde olgunlaşmaya başlayan bir salgın olduğunu biliyorsanız veya bundan korkuyorsanız, ne aradığınızı kesinlikle biliyorsanız ve antikorlarınız varsa, bunu yapacak olası bir yolunuz var”.
Sonraki aşama testi otomatikleştirmek olacak. Yao, şöyle diyor: “Nano-tel virüs tespiti için elde taşınabilen bir cihaz üzerinde çalışıyoruz ve bu mümkün gözüküyor. Laboratuarımızda nano-telden elektrik sinyallerini alıp uzaktaki bir sisteme tespit sinyalini gönderebilecek bir CPU sistemi oluşturabilen bir elektronik devre tasarımını hazırladık”.

8 Temmuz 2012 Pazar

DEHB ya da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

DEHB ya da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (en:ADHD) toplumun yüzde 3-5'ini etkileyen ve sıklıkla nörolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu olarak kabul edilir. Bu bozukluk tipik olarak kendini çocukluk çağında dikkatsizlik ve/veya aşırı hareketlilik (hiperaktivite), unutkanlık, tepkilerin kontrolsüzlüğü yahut ani ve dürtüsel tepkiler ve kolayca başka şeylere sapma olarak gösterir. Genellikle Dikkat eksikliği bozukluğu (DEB) olarakta anılır (en:ADD) ancak aslında bu ADHD'nin bir şeklidir.Çocukluk döneminde başlar, ergenlikte şekil değiştirerek devam eder. 4-5 yaşlarında farkedilir ve 7 yaşından sonra başladığı görülmez. Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülür. Erkek çocuklarda genellikte hiperaktivite ve impulsivite belirtiler ön planda iken, kız çocuklarında daha çok dikkat eksikliği belirgindir.